Süleyman KOCAZEYBEK

Süleyman KOCAZEYBEK

1979 yılında Denizli’de doğdu.

İlk ve orta öğretimini Denizli Çardak Merkez İlkokulu’nda tamamladı.

Denizli Çardak Çok Programlı Lisesi’nden mezun oldu.

1996 da askeri harp okulunu kazandı.

1999 yılında Antalya Akdeniz Üniversitesi’ni bitirdi.

2000 yılından beri Fransa’da ikamet ediyor.

15 yıl Fransa Türk Federasyonu’nda çeşitli görevlerde bulundu.

Evli ve 3 çocuk babası.

E-posta: This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.
Pazartesi, 04 Şubat 2019 00:00

Maduro, dün, bugün ve yarın

Kirliliğimizin nedeni haber kirliliği mi, yoksa haberi kirleten biz miyiz?

Olayın, sebebinin ve getireceklerinin ne olduğunu tam olarak bilmeden her konuya atlayıp analiz ve yorumların yapılması ve hatta savunmasını çok seviyoruz.

Ortada bir olay var ise, bu olayın tarihine, muhataplarının söylemlerine ve uygulamalarına hiç bakılmaksızın bodoslama yorumlar sosyal medyanın sayfalarını işgal ediyor maalesef.

Araştırmadan, analizini yapmadan doğru-yanlış bilgilerle insanların kafasını karıştırmak, hataya sebebiyet vermek ne derece doğru?

Hadi birebir havasını teneffüs ettiğimiz, suyunu içtiğimiz ülkemizdeki olaylarla ilgili yorum ve eleştiriler yapılmasını kabul edilebilir ilan edelim, hayatında hiç gitmediğin, “haritada yerini göster” dendiğinde gösteremeyeceğin yabancı ülkeler ile ilgili yarumların , analiszlerin yapılıyor olmasına “pes” demekten kendimi alamıyorum.

Perşembe, 31 Ocak 2019 00:00

Gurbetçi her hâlükârda bir ölüdür

Fransa’da yaşayan, ömrünün 45 yılını gurbet elde feda etmiş bir Kayserili Mehmet Amca vardı ve birkaç gün önce kendisi ebedi istirahatgahına yolcu edildi. Mehmet Amca’yı çok sever, sayar, nasihat öğütlerini dinlerdim; memleket ve meseleleri üzerine uzun uzun konuşurduk sohbet ederdik.

Koskoca 45 yıl! Neredeyse bir yarım asrı vatanından, anadan babadan, akrabadan uzak geçirmiş. Ve onu bir daha gurbete gitmemek üzere memleketine yolcu ettik. Ruhu şad mekânı cennet olsun.

Gurbette yaşamayan hele hele bizim “gavur el” dediğimiz ecnebi memleketinde çan sesleri yaşamanın acısını, ezan sesiyle yaşamayanlar anlayamaz, bilemez; hani bir söz vardır “bazı şeyler anlatılamaz yaşanması gerekir” diye, işte tamda öyle bir şey Avrupa’da Türk olmak.

Çarşamba, 30 Ocak 2019 00:00

Avrupa-Türkiye Hattı

Ruh ve mantık denklemi

Ülkemizrde o kadar çok algı operasyonu gerçekleştiriliyor ki, yetişebilene aşk olsun. Bu algı operasyonuyla vatandaşlarımıza o kadar çok yüklenildi ki, bağışıklık yaptı ve etki göstermemeye başladı. Nasıl mı? Sosyal medyadan edindiğim izlenimlerde, “ben AK Parti’ye oy vermedim, vermemde; ama CHP’nin adayına da vermem” diyenlerin sayısının çokluğu beni bu düşünceye itti. “AK Parti ile ittifaka karşıyım oy vermem diye de gidip CHP’nin PKK sevici adayına da verecek değilim” cümlesi de ruhi bir tavır ve mantık denklemi seçime dair…

***

"Sen Türk olduğunu unutsan da düşman asla unutmaz…"

Bu sözü söyleyeni bilmeyenleriniz vardır mutlaka. Bu cümlenin sahibi rahmetli Elçibey’dir. Ne kadar net uyarmış, Avrupada yaşayan ve Türklüğünü unutup yaşadığı ülkenin kültürüne özenti ile onlardan olmaya çalışan, onlar gibi hal harekete bürünen, güzel Türkçesini 2. Dil olarak görenleri.

Yaşadığı ülkenin vatandaşlığını alıp Fransızız, Almanız, Danimarkalıyız vesaire diyenler (yaşadığı ülkenin vatandaşlığını güçlü lobi oluşumu için alanlar hariç), okulda, işde, mahkemede, siyasette ve benzeri durumlarda Fransız, Alman, Danimarkalı vesaire olabiliyor musunuz acaba? Hiç sanmıyorum…

***

Davulun sesi kulağa uzaktan hoş gelir mi?

Türkiye’de olduğu gibi, Avrupa’da yaşayan vatandaşlarımız da sıkı bir siyaset takipçisi, parti sempatizanı. Basın yoluyla ya da ara ara yaşadıkları ülkeleri ziyaret eden siyasetçilerin söylemlerinden yola çıkarak siyasetin içinde kalmaya çalışıyor birçoğu. Hangi görüş ve düşünceden olursa olsun fanatik olanların sayısı oldukça yüksek. Bunların için de Hükümetimizin fanatiği olanları da var Avrupada; mevcut hükümeti sürekli öven kişilerden birçoğuyla sosyal medya yoluyla muhabbetim olmakta. Gördüğüm en büyük yanlışlarından biri fütursuzca mevcut hükümeti övme mücadelesinde olmaları, sorgulama noktasında ise ölü taklidi yapmaları. 17 yıldır 6 ay kadar Türkiye’de 6 ay kadar da Avrupa’da ikamet eden biri olarak Türkiye’nin ekonomisini, eğitimini, sağlık hizmetlerini, yani yaşana bilirliğini ballandırarak anlatanlardan kimsenin  ne Türkiye’ye kesin dönüş yaptığını gördüm, ne çocuğunu Türkiye’ye yüksek lisans yapmaya gönderdiğini ne de tedavi olmak için Türkiye’deki devlet hastanelerini tercih ettiğini gördüm ve duydum.  Akabinde Türkiye’de yaşayıp mevcut hükümeti öven çoğu zenginin ve siyasetçinin, bürokratın Avrupa ülkelerinde iş yaptığını ve çocuklarını okutmak için Avrupa’ya gönderdiklerini biliyoruz. Bu ne yaman çelişki değil mi? Türkiye’deki gariban vatandaşlarımızın kulağına davulun sesi nasıl geliyor acaba?

***

Denizli bir büyük firmasını daha kaybetti

Pamukkale turizmin konkordato talebi reddedilip mahkeme kararı ile iflası verildi...

İzmir’in Yunan işgalinden kurtuluşu sırasında gösterdikleri müdafaa ve kahramanlık nedeniyle TBMM’nin ve Atatürk’ün iltifatlarına mazhar olmuş, İstiklal Madalyası sahibi aynı zamanda bir Bektaşi dedesi de olan Hüseyin Mazhar Bababalım ve oğulları tarafından kurulan firma yarım asırdır milyonları sevdiklerine taşımaya devam etmekteydi...

Havaalanlarının artan sayısı, raylı ulaşım sistemlerinin yaygınlaşmaya başlaması ve her evin önünde bir arabanın olması otobüsle seyahat firmalarının sonu olacak. Avrupa’daki bir çok devlette olduğu gibi.

Haber Bülteni

E-posta adresini kaydederek haber bültenlerimize abone olun.
Top
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz. More details…